0539 520 40 40
Bize Ulaşın
Yazar: Con Sinov
Yayın Tarihi: Nisan 2026
Sayfa Sayısı: 112
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 13,5 x 21 cm
ARKA KAPAK:
“Benim ihtiraslarım var. Hem de pek büyükleri. Fakat bu ihtiraslar, yüksek mevkiler işgal etmek veya büyük paralar elde etmek gibi maddi emellerin tatminine taalluk etmiyor. Ben bu ihtiraslarımın gerçekleşmesini vatanıma büyük faydaları dokunacak, bana da liyakatle ifa edilmiş bir vazifenin canlı iç rahatlığını verecek büyük bir fikrin başarısında arıyorum. Bütün hayatımın prensibi bu olmuştur. Ona çok genç yaşımda sahip oldum ve son nefesime kadar da onu muhafaza edeceğim.”
Mustafa Kemal (12 Ocak 1914-Sofya)
“Üç yıldır zaferlerinizi adım adım takip ettim ve bugünkü zaferiniz, sizi 12 yıldır tanıdığım için ve tüm dünyaya hayranlıkla göstermeye kararlı olduğunuz nihai başarıdan asla umudumu kesmediğim için beni her zamankinden daha gururlu ve mutlu ediyor!!!”
Madam Corinne (25 Ocak 1924-Roma)
Yazar: Tuğba Parıltı
Yayın Tarihi: Nisan 2026
Sayfa Sayısı: 228
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 12,5 x 19,5 cm
ARKA KAPAK:
İnsanlık tarihine yalnızca büyük olayların yaşandığı yerden bakmak yerine bir sofradan bakarsak ne görürüz? Bir parça ekmek, bir kaşık yoğurt ya da bir damla zeytinyağı… Her biri medeniyetin yönünü değiştiren, kültürü şekillendiren ve toplumlar arasında etkileşimi sağlayan, toplumlara “biz” dedirten bir öneme sahip.
Peki, yiyecekler olmasaydı?
Yiyecekler Olmasaydı, yirmi başlık altında tabaklarımızda hızla tükettiğimiz yiyeceklerin, insanlık tarihindeki payına odaklanıyor. Yeme kültüründen istatistiğe, arkeolojik kazılardan teknolojik gelişmelere kadar yediklerimizi etkileyen her şeyin bir dökümünü yapıyor. Peynirin göç yollarını nasıl etkilediğini, zeytinin medeniyetleri nasıl zenginleştirdiğini, domatesin mutfakları nasıl dönüştürdüğünü, çikolatanın nasıl küresel bir tutkuya evrildiğini anlatıyor. Bu kitap; bilim, tarih ve gastronomiyi bir araya getiriyor.
Yazar: Jale Sancak – Ayça Erdura
Yayın Tarihi: Nisan 2026
Sayfa Sayısı: 80
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 13,5 x 21 cm
ARKA KAPAK:
Tam O Sırada İstanbul, Jale Sancak’ın öyküleri ve Ayça Erdura’nın şiirleriyle İstanbul’u, yaşayan ve hatırlayan bir varlığa dönüştürüyor. Aynı zamanda yaralanan, iyileşen ve direnen bir varlık… Bu anlatı; bir şehrin yalnızca sokaklarını değil, hafızasını da dolaşıyor. Sesler, yüzler ve yarım kalmış hikâyeler arasından geçerek edebi bir harita çiziyor.
Beyoğlu’ndan Cibali’ye, Galata’dan Kuzguncuk’a uzanan bu yolculukta meyhaneler, pasajlar, pastaneler, sokaklar ve köprüler birer arka plan değil, anlatının esas kahramanları haline geliyor. Sait Faik’ten Orhan Veli’ye, Leylâ Erbil’den Attilâ İlhan’a uğrarken yazarların ve şairlerin seslerine şehrin sesi de karışıyor; rüzgârı, denizi, balığı ve yosunuyla iç içe geçiyor.
Şehrin değişen yüzüne de tanıklık edeceğiniz bu anlatıda, geçmiş ile şimdi bir araya geliyor. Ve bütün bu kesişimin ortasında her şeye rağmen, “tam o sırada İstanbul” konuşuyor.
Yazar: Özlem Ünaldı
Yayın Tarihi: Aralık 2025
Sayfa Sayısı: 116
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 13,5 x 21 cm
ARKA KAPAK:
Bazı aileler birbirine kanla değil, sırla bağlanır.
Bir haziran günü… Babalar Günü’nde yaşanan bir dizi intihar… Yıllar sonra Tuz Gölü’nün beyaz sessizliğine bulanmış kırmızı bir piknik… Raziye mi yoksa Rüya mı?..
Annem Aşure Gönderdi, aile denen o derin kuyuda yankılanan sırları, masumiyetle kötülüğün birbirine karıştığı çizgiyi ve suskunluğun bir hayatı nasıl biçtiğini anlatıyor. Bir babanın sırlarla dolu geçmişi, dört kişinin hayatında küllenmiş yangınları yeniden tutuşturuyor. Gölgeleriyle büyümüş bu dört kişi, geçmişin susturduğu sesleri geri çağırırken kendi yüzlerine de ilk kez bakmak zorunda kalıyorlar. Her ailenin biraz kurmaca olduğu ve bazı kurmacaların da felaketi meydana getirdiği ifşa ediliyor. Aile sırları, aşurenin içindeki tatlar gibi birbirine karışıyor ve ortaya vicdanın sesi çıkıyor: Suç nedir, adalet nasıl sağlanır ve bağışlamak gerçekten mümkün müdür?
Zamanın kırıldığı, kimliklerin birbirine karıştığı bu hikâye, okuru bir suç ortaklığının peşine düşürüyor ve sonunda şu sarsıcı soruyla baş başa bırakıyor: Evimizin sırları kime emanet?
Yazar: Okan Yılmaz
Yayın Tarihi: Kasım 2025
Sayfa Sayısı: 208
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 12,5 x 19,5 cm
ARKA KAPAK:
Dostluk; kimi zaman aynı hayali büyüten ortaklık, kimi zaman da yaşamı yeniden kurmaya çağıran bir dönüm noktasıdır. Kahkahanın sessizliği delip geçtiği, kavganın direnişe dönüştüğü o sarsılmaz yerdir. Köklerini ömürlük yoldaşlıklardan, yazgıyı değiştiren anlık karşılaşmalardan alan insanlığın en ulu ağacıdır.
Peki, dostluk olmasaydı?
Dostluk Olmasaydı, John Lennon ile Paul McCartney’nin birlikte büyüttükleri notalardan Mustafa Kemal ile Salih Bozok’un tarihi kader ortaklığına, Tezer Özlü ile Leylâ Erbil’in dayanışmayla derinleşen dostluğundan Sylvia Plath ile Anne Sexton’ın karanlığı aydınlatan sohbetlerine uzanırken tarihten edebiyata, müzikten siyasete yirmi dostluk hikâyesini bir araya getiriyor. Bu kitap, dostluğun hayata kattığı yankıları ve dünyayı dönüştüren yol arkadaşlıklarının mirasını okurla buluşturuyor.
Yazar: Nur Neşe Şahin
Yayın Tarihi: Kasım 2025
Sayfa Sayısı: 200
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 12,5 x 19,5 cm
ARKA KAPAK:
Masallar, insanlığın ortak hafızasında yalnızca çocukluk gecelerimizi süsleyen hayaller değil; toplumsal kimliğimizin, korkularımızın, umutlarımızın ve isyanlarımızın en eski aynalarıdır. Bir yandan iyiyi kötüden, cesareti korkudan ayırmayı öğretirken öte yandan kimliğimizi, toplumsal rollerimizi ve dünyadaki yerimizi sorgulatan bir ışık yakar.
Peki, masallar olmasaydı?
Yazar: Mete Temel
Yayın Tarihi: Şubat 2026
Sayfa Sayısı: 216
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 12,5 x 19,5 cm
ARKA KAPAK:
Mizah, bazen acının içinden doğar, bazen aklın beklenmedik bir köşesinden fırlar. Kimi zaman dudaktaki belli belirsiz bir tebessüm halinde, kimi zaman kahkahayla patlayan bir isyan gibi yansır. Söylenemeyeni söyler, dokunulmaz olana dokunur, ciddiyetin kurduğu duvarlara küçük ama sarsıcı çentikler atar.
Peki, mizah olmasaydı?
Mizah Olmasaydı siyasi mizahtan absürte, fıkradan karikatüre, internet kültüründen ironiye uzanıyor. Antik Yunan’dan günümüz sahnelerine, kahvehanelerden sosyal medyaya varana kadar mizahın yalnızca güldürmek için değil; düşünmek, direnmek ve hayatta kalmak için nasıl kullanıldığını yirmi başlık altında anlatıyor. Mizahın insanın trajediyle baş etme biçimi olduğunu, aklın baskıya karşı geliştirdiği en incelikli savunma mekanizmalarından biri haline geldiğini oldukça geniş bir harita üzerinden sunuyor.
Yazar: Gürgen Öz
Yayın Tarihi: Aralık 2025
Sayfa Sayısı: 160
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 13,5 x 21 cm
ARKA KAPAK:
“Canilerin hakkından gelecek başka caniler yok mu? Elbette var. Bak, ben buradayım. Adaletin olmadığı yerde, kendi adaletini arayanlar caniyse, işte ben buradayım…”
Bir kadına kıydılar. Genç yaşında, işinin başındayken ve sadece bir erkeğe “hayır” dediği için bir kadının daha hikâyesi sessizce yarım bırakıldı. Sonra da hiçbir şey olmamış gibi, herkes kaldığı yerden devam etti. Ama Asil edemedi.
Eski bir özel kuvvetler mensubu ve istihbarat ajanı olan Asil, yurtdışı görevindeyken nişanlısının çalıştığı şantiyede düşüp öldüğü haberiyle sarsılır. Hızla yurda döner ve teşkilattaki dostlarının da yardımıyla bu şüpheli ölümü araştırmaya başlar. Kısa sürede cinayet zanlısının sistem tarafından korunan karanlık bir adam olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Bunun üzerine bir plan yapar. Şimdi intikamını almak ve ülkeden ayrılmak için sadece dört günü vardır.
Oyuncu ve yazar Gürgen Öz, dört günde geçen bu gerçek zamanlı hikâyede; yara almış adalet sistemini, bunun yarattığı intikam duygularını, sistemsel yozlaşmayı, karanlık çıkar ilişkilerini, kadın cinayetlerini ve daha birçok konuyu, keskin gözlemleriyle kusursuz bir anlatıda birleştiriyor.
Temizlikçi, adaleti kendi elleriyle kurmaya yeminli bir adamın hikâyesi. Sessiz kalanlara, görmezden gelenlere, sus payı dağıtanlara karşı tek kişilik bir savaş. Tek solukta okunacak bir roman.
Yazar: Gürgen Öz
Yayın Tarihi: Ekim 2025
Sayfa Sayısı: 112
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 13,5 x 21 cm
ARKA KAPAK:
“Çok ezilmişse bir insan, her şeyi yapabilir! Bu hayatta, ezilmek kadar insanın canını acıtan, çok az şey vardır.”
Boşandıktan sonra aile apartmanına taşınan Erdem’in ilk sabahı, kapısında beliren apartman görevlisi nedeniyle birden tuhaflaşır. Basit bir tanışma gibi başlayan sohbet, garip sorulara, rahatsız edici imalara ve geçmişe dair karanlık anılara doğru sürüklenir. Şimdi bu iki adam kimsenin yaşamadığı bu üç katlı apartmanda sıkışıp kalacak ve bitmeyen bir gerilimin içine düşeceklerdir. Üstelik apartman görevlisi Yakup’un içinde sakladığı karanlık ruhlu bir başka kişilik daha vardır ve Erdem, aslında üç kişi olduklarını anladığında her şey için çok geç olacaktır.
Birbirinden çok farklı hayatlar yaşayan ama benzer sıkışmışlık hissiyle boğuşan iki insan, istemeden de olsa aynı hikâyenin parçası olur. Biri geçmişin korkunç yükünden kurtulmaya, diğeri hayalini kurduğu o “boş alan”ı bulmaya çalışır. Ve tek bir gün, saklanan sırların açığa çıktığı, eski hesapların kapandığı ve kimsenin kendinden kaçamayacağı bir yüzleşmeye dönüşür.
Oyuncu ve yazar Gürgen Öz, Kötü Bir Gün’de bireylerin toplumda maruz kaldığı halleri, aileden devralınan yükleri ve kökleşmiş zihniyetleri katmanlı bir şekilde ele alıyor. Sınıf çatışması, otorite, içsel özgürlük arayışı, hiyerarşi ve toplumsal kodlarımız üzerine incelikli diyaloglarla ilerleyen ve giderek yoğunlaşan bu psikolojik gerilim, okuru hem rahatsız edici hem de kaçınılmaz sorularla baş başa bırakıyor.
Yazar: Gürgen Öz
Yayın Tarihi: Ekim 2025
Sayfa Sayısı: 232
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 13,5 x 21 cm
ARKA KAPAK:
“Ruhunda seni avlayan hayaletler var. Geçmişe dair kaçtığın, hesaplaşamadığın ne varsa hesaplaş.”
Murat, Trabzon’da bir belgesel çekimi sırasında duyduğu, dağlarda saklı ve terk edilmiş bir köye ait hikâyenin izini sürmeye karar verir.
Bu köyde uzun yıllar önce yaşanan kanlı olaylar, hâlâ dilden dile dolaşmakta, nesilden nesile anlatılıp durmaktadır. Yüksek dağların gölgesinde saklı bu karanlık köy, gizlediği tarihsel gerçeklerle daha da ürpertici bir hal almakta ve içinde yaşayanların başına gelenler nedeniyle uğursuz kabul edilmektedir.
Murat’ı ve ekibini ise çıktıkları bu yolculukta köyün ruhu ve kendi korkuları ele geçirecektir.
Oyuncu ve yazar Gürgen Öz, hayalle gerçeğin iç içe geçtiği, zaman ve mekân kavramının yok olduğu bir alanda, insan ruhunun ürpertici dehlizlerinde dolaşıyor ve gerçeklerden kaçan insanların, zihinlerinde nasıl hapsolduğunu gözler önüne seriyor.
Gizli gerçekler, batıl inançlar ve toplumsal travmalar üzerine nefes kesici bir psikolojik gerilim…
Yazar: Gözde İrem Yükselen
Yayın Tarihi: Kasım 2025
Sayfa Sayısı: 200
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 12,5 x 19,5 cm
ARKA KAPAK:
Kadınlar, tarih boyunca yalnızca yaşamın kaynağı değil; çağları dönüştüren bir aklın, sezginin ve yaratıcılığın da taşıyıcısıdır. Tarihi değiştiren kararların, sanatın en derin renklerinin, bilimin en cesur keşiflerinin ardında kadınların adı vardır. Dünyayı döndüren ritmin kalbi, geçmişten bugüne kadınlarla atar.
Peki, kadınlar olmasaydı?
Kadınlar Olmasaydı, Hypatia’nın felsefeyle açtığı ufuklardan Sappho’nun dizelerinde yankılanan aşka, Simone de Beauvoir’ın düşünceyle kurduğu özgürlük alanından Coco Chanel’in modayı baştan yazan çizgilerine, Jeanne d’Arc’ın meydan okuyuşundan Marie Curie’nin ışık saçan bilimine uzanan yirmi hikâyeyi bir araya getiriyor. Bu kitap, kadınların dünyayı, düşünceleri ve hayalleri dönüştüren gücünü satırlara taşırken okuru da bu ışıklı yolda yürümeye davet ediyor.
Yazar: Görkem Arslan
Yayın Tarihi: Kasım 2025
Sayfa Sayısı: 208
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 12,5 x 19,5 cm
ARKA KAPAK:
Tesadüf, kimi zaman petri kabında büyüyen bir küf, kimi zaman yanlış bir dönüş, kimi zaman da cebimizde eriyen bir çikolata barıdır. Hayatın akışını değiştiren büyük kırılmalar çoğu kez planlı değil, rastlantıyla gerçekleşir. Dünyayı aydınlatan ışığın, tarihi sarsan keşiflerin, uygarlıkları yönlendiren kararların ardında çoğu kez tesadüfün görünmez eli bulunur.
Peki, tesadüf olmasaydı?
Tesadüf Olmasaydı, Alexander Fleming’in laboratuvarında fark ettiği küften doğan penisilinden ölümsüzlük arayan Çinli simyacıların barutu keşfetmelerine, Gandhi’yi sıradan bir avukattan dünya tarihini değiştiren bir lidere dönüştüren tren yolculuğundan Percy Spencer’ın cebinde eriyen çikolatanın mutfaklara armağan ettiği mikrodalgaya, Ali Emirî’nin sahaf raflarında tesadüfen bulduğu Dîvânu Lugâti’t-Türk’ten Göbeklitepe’nin tarihin sıfır noktasına açılan kapısına uzanan yirmi hikâyeyi bir araya getiriyor. Bu kitap, insanlık tarihini yönlendiren rastlantıların izini sürüyor ve okuru, küçük anların büyük dönüşümlere nasıl kapı araladığını keşfetmeye davet ediyor.