0539 520 40 40
Bize Ulaşın
Yazar: Alican Bayar
Yayın Tarihi: Ekim 2026
Sayfa Sayısı: 120
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 13,5 x 21 cm
ARKA KAPAK:
Birbirine kavramsal bir damarla bağlanan öykülerden oluşan Ucube, toplumla ve kendi hayatıyla uyuşamayan insanların dünyaya yabancılaşmasını anlatıyor.
Alican Bayar kendine has diliyle okuru İzmir sokaklarından alıyor ve Beyoğlu’nun ucuz pansiyonlarına, oradan da Mongeri Kapısı’na getiriyor. Öykü kişileri kaybediyor, dibe vuruyor, hayatı zihinlerinde yaşıyor ancak hiçbir zaman tamamen sahneden çekilmiyor. Sıradanlık ve tuhaflık bir arada ilerliyor.
İnsan ne zaman kendine yabancılaşır?
Herkes gibi olmaya çalışırken mi, yoksa artık herkes gibi olamadığını fark ettiğinde mi?
Hayatın kocaman bir oyun olduğunu söylüyor bu öyküler.
Oyun bitiyor, kitap kapanıyor: “Ve mat!”
Yazar: Jale Sancak – Ayça Erdura
Yayın Tarihi: Nisan 2026
Sayfa Sayısı: 80
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 13,5 x 21 cm
ARKA KAPAK:
Tam O Sırada İstanbul, Jale Sancak’ın öyküleri ve Ayça Erdura’nın şiirleriyle İstanbul’u, yaşayan ve hatırlayan bir varlığa dönüştürüyor. Aynı zamanda yaralanan, iyileşen ve direnen bir varlık… Bu anlatı; bir şehrin yalnızca sokaklarını değil, hafızasını da dolaşıyor. Sesler, yüzler ve yarım kalmış hikâyeler arasından geçerek edebi bir harita çiziyor.
Beyoğlu’ndan Cibali’ye, Galata’dan Kuzguncuk’a uzanan bu yolculukta meyhaneler, pasajlar, pastaneler, sokaklar ve köprüler birer arka plan değil, anlatının esas kahramanları haline geliyor. Sait Faik’ten Orhan Veli’ye, Leylâ Erbil’den Attilâ İlhan’a uğrarken yazarların ve şairlerin seslerine şehrin sesi de karışıyor; rüzgârı, denizi, balığı ve yosunuyla iç içe geçiyor.
Şehrin değişen yüzüne de tanıklık edeceğiniz bu anlatıda, geçmiş ile şimdi bir araya geliyor. Ve bütün bu kesişimin ortasında her şeye rağmen, “tam o sırada İstanbul” konuşuyor.
Yazar: Banu Burak
Yayın Tarihi: Aralık 2025
Sayfa Sayısı: 152
Cilt Tipi: Amerikan Kapak
Boyut: 13,5 x 21 cm
ARKA KAPAK:
Ofis masalarının düzeninde, toplantı odalarının sessizliğinde, kurumsal dillerin büyük boşluğunda gizlenen kırılganlık, yalnızlık ve ironi…
Her sabah işe istifa etme hayalleriyle giden, toplantılarda takılan maskelerin ardını gören, kahve molalarındaki diyalogların çaresizliğinde sıkışan, kirli beyaz yakadan ölü beyaz yakaya dönüşen hayatların hikâyeleri…
Kirli Beyaz Yaka’da modern zamanların daimi pandemisi sayılabilecek kurumsal hayat ironisiyle boğuluyoruz. Banu Burak’ın ironik diliyle beyaz yakalılığın ofisten dışarı nasıl taştığına şahit oluyoruz. Hayatın kurumsallaşmasının ve sıkışmışlığın; binaların dışına, doğaya sızdığını, “kapatılmışlık”ın yavaşça kendilik hesaplaşmasına evrildiğini görüyoruz.
Gerçekle hayal, yaşamla ölüm, aşkla iş; kurumsallaşmış bir hayatta, hiç bitmeyen bir pandemide nasıl yaşanır?